Süt Çeşitleri ve Çocuklarda Süt Tüketimi
Anne sütünden bitkisel sütlere uzanan denge meselesi
İnsan sütüne en yakın süt, keçi sütüdür. Ancak bu, keçi sütünün insan sütüyle bire bir eş değer olduğu anlamına gelmez. Diğer canlıların sütleri; içerdiği yağ miktarı, laktoz oranı, hayvanın beslendiği ortam, otladığı alanlar ve beslenme biçimi gibi pek çok faktöre bağlı olarak farklılık gösterir. Bu sütlerin içine sonradan ilave bir şey eklenmez; fark, doğrudan yapılarından kaynaklanır.
Bazı sütlerde laktoz oranı yüksektir, bazılarında yağ oranı fazladır. Kimi sütlerde yağ partikülleri küçüktür, kimilerinde daha büyüktür. Bu nedenle keçi sütü, manda sütü, inek sütü hatta son dönemlerde ilgi gören deve sütü arasında “mutlak olarak en faydalı olan budur” demek doğru değildir. Asıl fark, besin değerlerinin birbirinden farklı olmasıdır.
Yenidoğan döneminde, anne sütü yoksa ve inek sütü verilmesi gerekiyorsa, bu sütün yarı yarıya hatta bazı durumlarda üçte bir oranında sulandırılarak verilmesi gerektiği bilinir. İnek sütü yağlı bir süt olduğu için çocuklarda laktoz intoleransına bağlı gaz, şişkinlik ve ishal görülebileceği gibi; yağ fazlalığı nedeniyle yağlı ishaller ve beslenme sorunları da ortaya çıkabilir.
Anne sütüne en yakın süt keçi sütü olduğu için, anne sütü yoksa tercih bu yönde yapılabilir. Keçi sütünde yağ ve laktoz oranı biraz daha düşük olduğu için emilimi ve toleransı çoğu çocukta daha kolaydır. Bu nedenle mümkünse anne sütü, yoksa uygun şekilde sulandırılmış inek sütü ya da keçi sütü tercih edilmelidir.
Çocuklarda süt tüketimi; D vitamini, yağlar, karbonhidratlar ve büyüme hormonu ile ilişkili içerikleri nedeniyle gelişim açısından önemli bir yer tutar. Bu nedenle çocukluk çağında süt içilmesinin doğru olduğu kanaatindeyim. Elbette miktarı ve sıklığı, çocuğun yaşına ve ihtiyacına göre çocuk doktoru kontrolünde ayarlanmalıdır.
Ben çocukların belli bir yaşa kadar düzenli süt tüketmelerinin; büyüme, gelişim ve protein ihtiyacının karşılanması açısından destekleyici olduğuna inananlardanım.
Son yıllarda soya sütü, yulaf sütü gibi bitkisel sütler de hayatımıza girdi. Türkiye’de daha önce çok alışık olmadığımız bu ürünler, kimi zaman hayvansal sütlerden daha sağlıklı olduğu düşüncesiyle tercih ediliyor. Vegan ve vejetaryen bireylerin bu sütleri tercih etmesi son derece anlaşılır ve saygı duyulması gereken bir yaklaşımdır.
Ancak hayvansal ve bitkisel gıdaları birlikte tüketen, yani omnivor beslenen bireyler için doğal süt hâlâ önemli bir besin kaynağıdır. Bitkisel sütler lezzet amacıyla ya da çeşitlilik için tüketilebilir; fakat ana beslenme düzeninde her şeyde olduğu gibi denge esastır.
Soya sütünde protein ve bazı yağ asitleri yeterli olabilir; ancak vitamin ve mineral içeriği çoğu zaman endüstriyel olarak sonradan eklenir. Yulaf sütünde ise protein daha düşüktür, karbonhidrat oranı yüksektir. Bu sütler belirli beslenme biçimlerinde eksikleri tamamlayabilir; fakat doğal sütün içerdiği amino asitlere, vitaminlere ve bağışıklık sistemiyle ilişkili pek çok bileşene doğrudan ulaşmak her zaman mümkün olmayabilir.
Bu nedenle süt, beslenme skalasında iyi bir dost olarak yerini almalıdır; aşırıya kaçmadan, çocuğun ihtiyacına ve bireysel toleransına göre.