Süt İçmeli miyiz Doktorum?

Yasaklar, denge ve sütün kişiye göre değişen etkileri


Son zamanlarda hastalarıma mide şikâyetleri için süt ve sütlü gıdalardan yararlanabileceklerini söylediğimde, sıkça şu itirazla karşılaşıyorum: “Hocam, 40 yaşından sonra süt içmek son derece kötü ve sağlıksız diye yayınlar var. Ne düşünüyorsunuz?” Bu noktada önce şunu hatırlatmak isterim: Bu tür kesin yasaklamalara dikkat edin. Zamanında yumurtayı uzun süre yasak ettik. Zeytinyağını şarkılarla yasak ettik. Tereyağı için “yağ yemeyin” dedik. Bugün ise hepsini yeniden kullanıma açtık. Yarın, süt için de benzer bir dönüşüm yaşanabilir.

Az miktarda süt içmenin, ihtiyacınız olan kadar süt tüketmenin bana sorarsanız zarardan çok faydası vardır. Ancak bu söylemler bir ölçüde doğru da olabilir; belli bir yaştan sonra sütün olası zararları neler olabilir diye baktığımızda, en başta laktoz intoleransı gelir.

Laktoz bir karbonhidrattır; sütte bulunan bir karbonhidrattır. Doğuştan intoleransı olanlar da olabilir. Ama belirli bir yaş aldıktan sonra, laktozu ince bağırsaklarda parçalayan enzimlerde azalma görülebildiği için laktoz hazmedilemez; ince bağırsaklardan kalın bağırsağa geçer ve orada bakterilerin etkisiyle şişkinlik, gaz, bazen ishal gibi konforsuz durumlara neden olabilir.

Bunun dışında, sütün içindeki yağlar ve karbonhidratlar bazı kişiler için fazla gelebilir; belli bir yaş grubunun üzerinde kanda kolesterol ve yağların artması nedeniyle risk oluşturabilir. Bir diğer iddia da sütün içinde “growth hormon” denilen besleyici-büyütücü hormonların varlığıdır. Yeni doğmuş bir büyükbaş canlının yavrusu ilk sütünü emdiğinde hızla hareketlenebilir; bu dönemde büyütücü unsurların etkisi konuşulur. Ancak bu daha çok ilk bir hafta-on beş günlük süreçte, Anadolu’da “ağız” denilen sütle ilgilidir; kadınlarda doğum sonrası oluşan kolostrum gibi. Bu nedenle böyle bir riskin çok olduğunu da düşünemiyorum.

Son dönemlerde kazeinin ince bağırsaklardaki etkisi nedeniyle bağırsak geçirgenliğini artırdığından da bahsedilebilir. Ya da büyükbaş hayvanların ahırdan çıkmaması, önüne gelen yemi yemesi nedeniyle “diabetik” oldukları ve şeker miktarının yüksek olabileceği söylenebilir. Bütün bunlara rağmen, belirli bir yaşta süt içmenin görünen çok keskin, çok büyük bir zararı olduğu kanaatinde değilim: Kanser yapmaz, ülser yapmaz ya da benzeri kesin sonuçlar şeklinde okumamak gerekir. Herkeste de farklıdır; floranız, mikrobiyatanız, gaz düzeyiniz farklı olabilir. Bu yüzden bazıları için süt, daha konforsuz bir iş hâline gelebilir; şikâyeti olmayan için ise böyle bir sorun da söz konusu olmayabilir.

Bu nedenle “kesinlikle belli bir yaştan sonra süt içmeyin” demek bana göre doğru değildir. Çünkü sütün içinde D vitamini, B vitaminleri, çinko, bakır gibi pek çok bileşen; doğru peptitler ve hayvanların yeşillik yemesiyle oluşan ürünler bulunur. Özellikle K2 vitamini ve kalsiyum göz ardı edilemez.

Elbette dengeyi unutmadan: Belli bir yaşın üstünde günde iki-üç litre süt içmeyin. Benim için örneğin, akşamüstleri tarçınlı bir kurabiyenin yanında büyük bir bardak buzlu süt içmek; ağzı açılıp köpüren bazı içecekler, bazı diyet içecekleri ya da içinde zararlı madde bulunan içecekleri içmektense daha iyi bir tercih gibi görünür. Ama her zaman söylediğim gibi, denge unsurunu göz ardı etmemek gerekir.


Bu içerik RG 33075’e uygun olarak hazırlanmış genel bilgilendirme niteliğindedir. Kişiye özel durumlar için kendi hekiminize danışın.

Photo by blackieshoot on Unsplash