Longevity Değil, Healthivity
Hayatı Uzatamayız Ama Kısaltmamak Elimizde
Herhangi bir toplulukta, ister yeni tanıştığım insanlar ister eski hastalarım olsun, ilk sorulan şey genellikle aynıdır: Longevity nedir hocam, bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?, Ya da bir hastalık hakkında spesifik sorular gelir. Son zamanlarda longevity meselesi insanların gündeminde büyük bir yer tutuyor. Çok haklılar.
"Uzun yaşam demek değil mi doktorum?" diye soruyorlar. Evet, ama longevity kavramından çoğu kişinin anladığı şey, hayatı uzatmak ya da yaşam süresini artırmak gibi görünüyor. Bana göre bu haddini aşan bir sözcük. Çünkü insanın durup dururken yaşam süresini uzatması söz konusu değildir. Ancak, insan bazı davranış yanlışları ile, yaşam süresini kısaltabilir.
Gerontolojide kabul edilen ilk prensip şudur: Bir insanın ya da bir canlının hayata geldiği anda hücrelerinin ömür boyunca harcayacağı oksijen miktarı sabittir. Ne demek bu? Yaşamınız boyunca hücrelerinizin harcayacağı oksijen miktarı sabittir. O oksijen tüketildiğinde hücre ya da sistem yaşamını tamamlar.
Bu nedenle "yaşamı uzatmak" terminolojisi yerine, ben "yaşamı kısaltmayın" demeyi tercih ediyorum. Eğer havalı bir ifade istiyorsanız ona da sağlıklı yaşam — healthivity — diyebilirsiniz.
İnsanlara baktığınızda görünen tablo açıktır: İnanılmaz derecede toksik maddeler tüketiyorlar; akıl almaz gıdalar, aşırı hareketler, yoğun sporlar... Damar sağlığını bozarak, akciğer sağlığını bozarak ve mide–bağırsak sistemini zorlayarak kendilerine doğuştan sunulan oksijen bütçesini hızla tüketiyorlar. İşte yaşamı kısaltan şeyler budur.
Bu nedenle longevity kavramı eğer "hayatı uzatmak" diye anlaşılıyorsa, ben buna healthivity, yani sağlıklı yaşam diyorum. Sağlıklı yaşayın dostlarım. Yaşadığınız süre içerisinde kendinize dikkat edin.
Sağlıklı yaşam denildiğinde akla hemen bir soru gelir: Spor yapalım mı? Yürüyüşlerde ne yapalım? 10 bin adım kuralı? Sevgili dostlarım, sevgili hastalarım, sevgili kardeşlerim... Eğer mesleğiniz sporla ilgili bir meslek değilse, aşırı spor yapmak bana göre sağlığa zarar verir. Çünkü dolaşımı fazla hızlandırırsınız, kalp atım hızınızı gereksiz yere yükseltirsiniz.
Ben 50–60 yaş arasındaki bir kalp hastasına “biraz yürüyüş yapın, hareket edin” derken bunun sebebi basittir: sedanter yaşıyordur, evden çıkmıyordur. Hareket etmediği için damar sağlığı zayıflamıştır. Biraz hareket ettiğinde kan dolaşımı hızlanır, hücrelerin oksijenizasyonu artar. Ama ertesi gün bana gelip “hocam 25 bin adım attım, 30 bin adım attım” demesi doğru değildir. Dengede olun dostlarım. Hareket edin, ama aşırıya kaçmayın.
Bütün günü oturarak geçirip damarlarını tıkadıktan sonra aşırı sporla bunu düzeltmeye çalışmak doğru değildir. Çok fazla spor yapıldığında koroner damarların geçtiği kalp adalesinin hipertrofisi — cor bovinum — gibi ciddi durumlar ortaya çıkabilir. Aşırı sporla tetiklenen koroner spazmlar kardiyak ataklara neden olabilir.
Eğer sporcu değilseniz, mesleğiniz spor değilse lütfen dengeli, uygun ve sizi yormayan hareketleri tercih edin. Sonradan spora başlayıp ciddi kalp problemleri yaşayan insanları hep duyuyoruz. Bu da anlattıklarımı doğrular nitelikte.
Longevity yani healthivity konusunun diğer önemli kısmı beslenme meselesidir. Ne yiyeceksiniz? Nasıl besleneceksiniz? Akdeniz diyeti mi, ketojenik diyet mi? Vücut pH’nız nasıl olacak? Ketojenik diyetle pH'nın düşmesi ya da alkali duruma geçilmesi ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle beslenme düzeni mutlaka iyi bir diyetisyen kontrolünde olmalıdır.
Sağlıklı yaşamın en önemli prensiplerinden biri sindirim sistemidir. Benim için — tüm damarları, mideyi, bağırsakları ve karın içi organları kesip onaran bir cerrah olarak — bu mesele çok özeldir. Sağlığınız sindirim sisteminden geçer. Sindirim sisteminize iyi bakarsanız, beslenme düzeninizi doğru planlarsanız, hayatınızın kısalmasına engel olursunuz.
Buna lütfen dikkat edin.