Zayıflama Değil, Diabet İğnesi
Leptin, insülin ve gerçek metabolik denge üzerine
Son zamanlarda "mademki sağlıklı yaşam yani healthvity için konuşuyorsunuz ve bunun en önemli parametresi sindirim sistemi diyorsunuz, o halde zayıflama iğneleri hakkında ne düşünüyorsunuz hocam" sorusu çok soruluyor.
Öncelikle şunu netleştirelim: Bunlar zayıflama iğnesi değildir. İsimlerini doğru koymak zorundayız. Bu enjeksiyonlar, tip 2 diabet tedavisinde kullanılan ve insülinin periferik direncini kırarak etki eden ilaçlardır. Yani şeker hastalarının kullandığı tedavi yöntemlerinden biridir.
Başlangıçta tablet olarak verilen diabet ilaçlarının yanında başka bir hormonun rolü de gözardı edilmemelidir: Leptin hormonu. Son dönem araştırmalarında adı daha sık duyulması gereken ama sosyal medyada neredeyse hiç bahsedilmeyen bu hormon, metabolik sistemin kilit oyuncularından biridir.
Leptin ve insülin aynı sistemin içinde çalışan, birbirine zıt ama birbirini tamamlayan iki hormondur. Doğada pek çok sistemde olduğu gibi, bu hormonlar birbirleri zıttına çalışarak dengeyi korur. Bu iki zıt parametre, uyum içinde insan sağlığını sürdürmek için çaba gösterir.
Leptin hormonu yağ dokusunda üretilir. Yağ dokusu enerjiyle dolduğunda leptin beynimize, özellikle hipotalamusa bir mesaj gönderir: "Yeterli enerjim var. Bir şey yemene gerek yok, iştahı durdurabilirsin." Bu mesajdan sonra hipotalamus pankreasa, glukagon sistemine, tiroit bezine, tiroksin üretimine, midemizde Ghyrelin hormonuna birçok sinyal ulaştırır ve vücut iştahını azaltıp enerji sarfiyatını artırır. Yani biriktirdiği yağları ve şekeri yakmaya başlar.
Fakat burada ilginç bir durum ortaya çıkar: Vücut yağ yakarken kan şekeri artabilir ve buna bağlı olarak insülin salgılanır. Barsakların üst kısmındaki inkretin hormonları — GLP1 ve GIP — devreye girer ve insülini destekler. Sistem son derece karmaşık gibi görünse de muhteşem bir dengede kendi otomasyonunda çalışır.
İnsülin direncini biliyoruz; ancak leptinin de hipotalamusta bir direnci vardır. Leptin direnci olan kişiler, leptin ne kadar salgılansa da tokluk hissini alamazlar. Bu nedenle sürekli yemek yeme isteği duyarlar. "Duygusal yeme var bende" diyen birçok kişide mesele, aslında leptin ve ghrelin dengesidir. Leptin arttıkça Ghyrelin azalır, ama leptin azalır veya leptin direnci oluşursa Ghyrelin de azalmaz ve devreden çıkmaz ve yemek yeme isteği devam eder. Tokluklarda bile gerçek bir doygunluk hissi oluşamaz.
Gelelim bu enjeksiyonlara... Bu ilaçlar, diabet için kullanılan tabletlerin yerine kullanılmaya başlanan, insülin direncini azaltmaya çalışan, inkretin hormonlarını yukarı çeken, aynı zamanda leptin direncini azaltarak leptinin hipotalamusa etkisini güçlendiren tedavilerdir.
Leptin kan seviyesini ölçebilirsiniz, ama leptin direncini ölçmek mümkün değildir. İnsülin direnci ölçülebilir fakat leptin direncinin objektif bir testi yoktur. Bu nedenle etki mekanizmasının kişiden kişiye farklılık gösterebilmesi kaçınılmazdır.
Dördüncü jenerasyon haftalık enjeksiyonlar bugün çok popüler görünüyor. Kullananlarda iştahın ciddi şekilde azalması, enerjinin hızla yakılmaya başlanması, leptin ve insülin direncinin azalması mümkün gibi. Ancak...
Bunlar diabet ilaçlarıdır. Zayıflama iğnesi değildir. Sadece kilo vermek için bilinçsizce kullanıldığında ciddi yan etkiler ortaya çıkabilir.
Bu ilaçların bazı yayınlarda en büyük yan etkilerinden birinin kas kaybı olduğu belirtiliyor. Kas kaybına bağlı kardiyak problemler ortaya çıkabileceği yönünde uyarılar mevcut. Ayrıca bu ilaçlar yeni jenerasyon olduğu için 5–10 yıl sonra insanlarda nasıl etkiler oluşturacağı bilinmiyor.
Ben insanların bir aşı için bile "5 sene sonra ne olacak?" diye endişelenirken, sadece zayıflamak için haftada bir iğne yaptırmalarını son derece yanlış buluyorum Eğer tip 2 diabet tedavisinde, ağızdan alınan ilaçların yetersiz kaldığı, periferik direncin arttığı, leptin direncinin yoğunlaştığı, yüksek şeker nedeniyle ketoasidoz gibi ciddi tabloların görüldüğü durumlarda doktor kontrolünde kullanılıyorsa elbette faydaları çok olacaktır.
Ancak unutulmamalıdır ki: Sağlıklı yaşamın temeli hormonlarla savaşmak değil, hormonlarla denge kurmaktır.
Bu nedenle leptin seviyenize, leptin direncinize, insülin direncinize dikkat etmek, yaşam kaliteniz için en doğru adımlardan biridir.
Lütfen hekiminizle temasınızı kaybetmeyiniz.