Tuzun Sessiz Gücü
Vücudumuzun görünmeyen denge unsuru: Tuzun yaşamla ilişkisi

Erik mevsimi geldiğinde, sofralara tuz da gelir. İnsanlar yeşil eriklerin üzerine bolca tuz döker; lezzet artar ama bir soru akla gelir: “Bu kadar tuz fazla değil mi?” Aslında mesele sadece sofradaki miktar değildir, çünkü tuz zaten hayatımızın her yerindedir.
İnsan vücudunda yaklaşık 250 gram tuz bulunur. Bu miktar, neredeyse 3–4 tuzluğu dolduracak kadardır. Fakat bu tuz sabit kalmaz; vücut sürekli onu kullanır, kaybeder ve yeniden yerine koyar. Çünkü tuz, yalnızca bir tat unsuru değil, biyolojik işleyişin temel parçalarından biridir.
Tuz, bedenin kimyasal dengesi için vazgeçilmezdir. Meni, idrar, safra ve ter gibi tüm vücut sıvılarında tuz bulunur. Her fizyolojik ve kimyasal süreçte, hücrelerin iletişiminde, kasların kasılmasında, sinirlerin çalışmasında bu madde rol oynar. Yani tuz, yaşamın görünmeyen düzenleyicisidir.
Tuzsuz bir yaşam mümkün değildir. Vücudun elektrolit dengesini sağlayan bu madde, yaşamın devamı için zorunludur. Bu nedenle, “tuz zararlıdır” demek kadar “tuz gereksizdir” demek de yanlıştır. Asıl mesele, bedenin ihtiyaç duyduğu miktarı bilmektir. Çünkü denge, tıpkı yaşamın kendisi gibi, her zaman varolmalıdır.