Doktorum Ne Dersin?
Bir ömrün cerrahiyle yoğrulmuş sessiz hikâyesi

1973 yılında mezun olduktan sonra başlayan bir hekimlik yolculuğu… Hesaplandığında 51 yılı aşkın bir süredir devam eden bir meslek hayatı. Bunun 50 yılı genel cerrahiyle geçmiş. Bugün hâlâ aktif olarak çalışan, şehirdeki en ileri yaşta genel cerrahlardan biri olarak yaşamını sürdürüyor. Ameliyat sayısı ise inanılmaz derecede fazla. Sakarya Devlet Hastanesi’ne geldiğinde ikinci cerrah olarak göreve başlamış. Yıllar içinde binlerce ameliyat gerçekleştirmiş. Özel hastanelerde ve il dışındaki operasyonlar dâhil edilmemiş bile. Elli yılı aşkın süreçte baktığı hasta sayısının yüzbinlerin üzerinde olduğu tahmin ediliyor.
Bu kadar uzun bir meslek hayatında ölümle yaşam arasındaki ince çizgiye defalarca tanıklık etmiş. Masada birlikte yemek yediği insanların birkaç saat sonra trafik kazası geçirerek ameliyat masasına gelişi… Gece yarısı yok olmuş bir aileden geriye kalan tek çocuk için kendi kanını verip ardından ameliyata devam edişi… Bunların her biri yalnızca mesleğin değil, insanlığın da sınavı olmuş.
Bugün artık bütün bu birikim, sadece cerrahinin değil hayatın da bir öğretisine dönüşmüş. Elli yılı geride bırakmış bir hekim olarak, mesleğini gelir ya da unvandan öte bir davranış biçimi olarak görüyor. Gecenin bir yarısı çalan telefonlar, “Hocam ne dersiniz?”, “Doktorum ne dersin?” diye başlayan cümleler hâlâ eksik olmuyor. İnsanlar güvenle danışıyor; çünkü bir ömür boyunca verdiği emeğin, hasta adına doğruyu söylemenin sorumluluğunu taşıyor.
Ve şimdi, o tecrübeyle yola çıkarak, insanlara güvenilir tıbbi yönlendirmeler yapabilmek için “Doktorum Ne Dersin?” başlığı altında bir paylaşım serisi başlatıyor. Amacı, bilgiyle rehberlik etmek, farkındalık yaratmak ve insan sağlığını, yaşamın doğal bir parçası olarak anlatmak.
Onun her cümlesinde yılların birikimi, her söyleminde insan ve yaşam sevgisi var.